

Julian Keats’in Sessizliği: Ateşin Ardında Kalan Sır
Ateşin sesi, son olmalıydı. Julian Keats için bu, Elara’nın ölümünden sonra evini dolduran kederin, karmaşanın ve dayanılmaz sessizliğin bitişiydi. Fakat fırının önünde durduğunda, ipeklere sarılı Elara’nın solgun bedenine baktığında, alevlerin ışığı huzuru değil; derin bir huzursuzluğu yansıtıyordu. Sonra bir şey oldu — Elara’nın karnı hafifçe hareket etti. Sadece bir kez, neredeyse fark edilemeyecek kadar. Ama Julian’ın zihninde o an bir şey kırıldı; sessiz, keskin, geri dönülmez bir şekilde..Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz..